İnsektisit tarım, hayvancılık, ev ve iş yerleri gibi birçok
yaşam alanında böcekleri öldürmek için kullanılan
bileşiklerin genel adıdır. Organofosfatlar ve karbamatlar
en sık sistemik hastalıklara neden olan insektisitlerdir.
Kolinesterazı inhibe eden insektisitlerden, fosfor içerenler organik
fosforlu bileşikler, OC=ON bağlantısı olanlar ise karbamat olarak
isimlendirilmiştir. En sık kullanılan organik fosforlu bileşikler diazinon,
orten, malation, paration ve klorpirofostur. Bu bileşiklere
yüksek oranda maruz kalınması çok fazla toksiktir
1-3.
Epidemiyoloji
Amerika Birleşik Devletleri'nde her yıl organofosfatlarla
etkilenmiş yaklaşık olarak 20.000 vaka bildirilmektedir. Amerikan
Zehir Kontrol Merkezi'ne (American Poisoning Control Center)
göre 1998'de 4332 toksik karbamat maruziyeti sonucu bir
ölüm ve 16392 toksik organofosfat maruziyeti sonucu 11 ölüm
rapor edilmiştir 4. Organofosfat zehirlenmesi, dünyada hemen
hemen her ülkede benzer sıklıkta görülmektedir. Zehirlenmeler
genellikle kazara evlerde, tarım, endüstri (bu maddelerin üretim
ve taşınmasında çalışanlarda) ve insekt alanınlarında çalışanlarda
görülür. 30-50 yaş arası erkeklerde özkıyım amaçlı alımlar
daha sık görülmektedir. Yine mesleki maruziyetin insidansının
yüksekliğinden dolayı bu zehirlenmelere 15-45 yaş arası
erkeklerde daha sık rastlanır. Küçük çocuklarda ise alım genellikle
kaza sonucudur ve ciddi zehirlenme insidansı daha yüksektir
1,4,5. Organofosfatlar II. Dünya Savaşından beri kimyasal savaş
ajanı olarak da kullanılmıştır. 1995 yılında Tokyo metrosunda
yapılan terörist saldırıda organofosfat olan sarin kullanılmıştır 6,
7.
Organofosfatların sistemik absorbsiyonu inhalasyon, transdermal,
transkonjonktival ve gastrointestinal yollarla olur. Organofosfat
ve karbamat zehirlenmelerinde mortalite oranı alınan
maddeye, miktara, hastanın önceki sağlık durumuna, bulunma ya
da nakilde geçen süreye, solunum desteği, entübasyon ve ventilatörden
ayrılma ile ilgili faktörlere bağlı olmakla birlikte, ortalama
% 3-25 arasındadır 6.
Patofizyoloji
Organofosfatların etki mekanizması, sinir sistemindeki kolinesteraz
enziminin inhibisyonu yoluyla olmaktadır. Asetilkolinesterazın
iki şekli vardır: Gerçek asetilkolinesteraz (kırmızı kan hücresi
asetilkolinesterazı) asıl olarak sinir dokusundaki eritrositlerde
bulunurken, psödokolinesteraz (plazma kolinesterazı) serum,
karaciğer, kalp, pankreas ve beyinde bulunur. Asetilkolin merkezi,
otonomik ve somatik sinir sisteminde major nörotransmitterdir.
Kolinesterazın rolü, asetilkolinin inaktif komponentleri olan
kolin ve asetik asite hidrolizidir. Kolinesterazın inhibisyonu, sinir
sinapslarında ve nöromuskuler kavşaklarda asetilkolinin artmasına
yol açarak asetilkolin reseptörlerinin aşırı stimülasyonuna neden
olur. Başlangıçta oluşan asetilkolinin bu aşırı stimülasyonunu,
Merkezi Sinir Sisteminde (MSS), otonomik gangliyonlarda, parasempatik
ve bazı sempatik sinir sonlarında ve somatik sinirlerde,
yaygın kolinerjik sinaptik paralizi takip eder. Kolinerjik krizin sonucunda
santral ve periferik klinik belirtiler ortaya çıkar. Motor son
plaklarda asetilkolin birikimine bağlı olarak ortaya çıkan nikotinik
(sempatomimetik) etkiler, kas fasikülasyonları ile sonuçlanan iskelet
kaslarının persistan depolarizasyonu, kas güçsüzlüğü, hipertansiyon
ve taşikardidir. Düz kaslardaki potansiyel postganglionik
parasempatik aktiviteye bağlı muskarinik etkiler, tüm organlarda
(örneğin akciğer, gastrointestinal, göz, mesane, sekretuar bezler)
düz kas kontraksiyonlarına ve bradiaritmiye neden olur veya ventriküler
disritmilerle sonuçlanan sinüs nodu ve AV nod iletiminin
zayıflamasına sebep olabilir. Asıl semptom ve bulgular nikotinik ve
muskarinik reseptörler arasındaki dengeye bağlıdır 6,8.
Organofosfat-kolinesteraz bağı, farmakolojik müdahale
olmaksızın spontan geri dönmez ve 24-48 saatlik devamlı
bağlanmada kolinesterazda irreversibl yıkım oluşturur. Buna
“yaşlanma” (aging) adı verilir. Yaşlanma enzimin spontan ya da
oksime bağlı olarak aktive olamadığı bir durumdur ve fosforil
grubu enzime bağlı kalarak, kalıcı kimyasal değişikliğe yol açar.
Yaşlanma ajanlara göre farklı zamanlarda olur. Yaşlanmadan
kurtuluş yalnızca yeni enzim üretimiyle sağlanır. Yaşlanma ne kadar
hızlı olursa, reaktivasyon tedavileri o kadar az etkili olur. Oksimlerin
etkili olabilmesi için bu süreçten önce uygulanmaları gerekir.
Karbamat-kolinesteraz bağı 4-8 saatte spontan geri döner
ve normal kolinesteraz molekülü çöker 1,6.
Organofosfat ve karbamatlar aynı patofizyolojik mekanizmaya
ve benzer klinik özelliklere sahiptirler. Bununla beraber, karbamat
daha az toksik ve zayıf MSS penetrasyonuna sahiptir ve benzer
olmasına rağmen daha kısa ve benin klinik gidiş gösterir 6.
Klinik
Klinik tablo, spesifik ajanlara, absorbe edilen miktara ve
maruziyet şekline bağlıdır. Organofosfatlarla zehirlenmede alınan
miktar çok fazla ise, bulgular dakikalar içinde ortaya çıkabilir.
Hastaların çoğu alımdan sonra genellikle 8-24 saat içinde
semptom vermeye başlar. İlk bulguların ortaya çıkması, yağda
çözünürlüğü yüksek olan bileşiklerde yağ dokusundan yeniden
dağılım nedeniyle gecikebilir veya yenileyen klinik bulgulara rastlanabilir.
Başlangıç inhalasyonla çok hızlı, transdermal absorbsiyonla
en yavaştır. Ancak dermatit veya deride açıklıklar olması, transdermal
emilimi hızlandırabilir 6.
Akut sistemik organofosfat zehirlenmesi MSS'de muskarinik,
nikotinik ve somatik motor değişikliklere neden olur. MSS'de kolinerjik
deşarjın meydana getirdiği semptomlar; anksiyete, uykusuzluk,
emosyonel labilite, titreme, baş ağrısı, baş dönmesi, mental
konfüzyon, deliryum ve halusinasyondur. Dolaşım ve solunum
merkezlerinin depresyonuyla komaya yol açabilir 6.
Asetilkolinle oluşan muskarinik reseptör stimülasyonu genellikle
predominanttır ve salivasyon, lakrimasyon, terleme, üriner
inkontinans, diyare, gastrointestinal distres, emezis ve bradikardi
oluşumuna yol açar. Genelde bradikardi hakimdir fakat taşikardi
de görülebilir. Bradikardi, baş dönmesi veya senkop oluşturabilir.
Asetilkolin fazlalığı sonucu oluşan bronkospazm ve bronkore,
hipoksi ve taşikardi meydana getirebilir. Miyotik pupil, lekeli
görme ve pupiller konstriksiyon kolinerjik etki ile ortaya çıkar
6,8.
Asetilkolin sempatik ganglion ve adrenal medulladaki nikotinik
reseptörleri stimüle eden presinaptik nörotransmitterdir.
Aşırı stimülasyon sonucu solgunluk, midriyazis, taşikardi ve hipertansiyon
oluşur. Parasempatik stimülasyon genelde hakimdir
Fakat sempatik hakimiyet ile taşikardi ve hipertansiyon görülür.
Nöromuskuler bileşkedeki nikotonik stimülasyon, kas fasikülasyonu,
kramplar ve kas zaafıyla sonlanır. Bu sendrom paralizi ve
arefleksiye ilerler. Solunum kasları paralizisi akut respiratuar yetmezlik
ve ölümle sonuçlanır. Miyozis ve kas fasikülasyonları toksisitenin
güvenilir klinik işaretleri gibi görünür 9.
Ara sendrom, akut organofosfat zehirlenmesini takiben 1-4
günde meydana gelir. Akut zehirlenme belirgin hale geldiğinde
hasta iyileşmiş görünür. Klinik olarak boyundaki fleksör kaslar,
kraniyal sinirler tarafından innerve edilen kaslar, proksimal ekstremiteler
ve solunum kaslarının paralizisi bazı hastalarda solunum
desteğine ihtiyaç gösterebilir. Elektromiyografi (EMG) ile
nöromuskuler bileşkedeki problemin gösterilmesi tanıda yardımcı
olabilir. Agresif, erken antidot tedavisi ve destek ölçümleri bu sendromu
önleyebilir. Semptomlar genellikle 4-18 gün içinde kararlı
hale gelir 6.
Nonkolinesteraz ile ilgili nörotoksik sendrom olan organofosfat
nedenli gecikmiş nöropati, (OPIDN) akut zehirlenmeden
2-3 hafta sonra oluşur ve alt ekstremitelerin paralizisi ile karakterizedir.
Nöropatinin, hedef enzimin inhibisyonuna bağlı olduğu
düşünülmektedir. Gecikmiş bilateral rekürren laringeal sinir paralizisi,
bu sendromun belirgin olması şeklinde tanımlanır 6,10.
Kronik, nörolojik ve nörodavranışsal sonuçlar, akut organofosfat
zehirlenmesinden sonra nöropsikiyatrik defisitler ve paralizileri
içerir. Daha çok lipitte eriyen organofosfatlar ile toksisitenin
semptomları hemen ortaya çıkmaz ve birkaç hafta sürebilir. Düşük
dereceli organofosfat zehirlenmesi, genellikle çiftlik çalışanları ve
böcek zehiri üreten fabrika işçilerinde meydana gelir. Semptomlar
ve belirtiler daha az dramatik ve nonspesifiktir. Değişik derecelerde
baş ağrısı, bulantı, bitkinlik ve kolinerjik bulgular görülür.
Nörofizyolojik etkiler kronik zehirlenmeyle tanımlanır 6.
Özel Durumlar
Organofosfatlar sinir gazlarında bulunan asıl toksinlerdir. En
potent insektisitlerin araştırılmasıyla sentezlenen “G ajanı”, kimyasal
savaşlarda sinir ajanı olarak kullanılır. Bunların mekanizması
asetilkolinesteraz inaktivasyonunu içerir. Bu kimyasallar dakikalar
içinde etki gösterirler ve bu yüzden özellikle toksiktirler. Hızlı etkili
ve son derece potenttirler. İnhalasyon ya da cilt yoluyla emilim
sonucunda dakikalar içinde ölüm meydana gelir. Bu yüzden söz
konusu ajanlarla meydana gelen zehirlenmelerde hastalar genellikle
acil servise gelene dek ölmüş olurlar 7,11.
Tanı
Organofosfat zehirlenmesi şüphesinde tanı; anamneze,
anlamlı toksisite varlığı ve laboratuvar kolinesteraz düzeylerine
dayanır. Hem akut hem de kronik zehirlenmede klinik bulgular
belirsiz olduğu için, klinik bulgulara göre tanı koymak zordur. Toksisite
nonspesifik grip benzeri sendrom gibi görünebilir. Toksisitenin
derecesi spesifik bulguların varlığına dayanabilir ve hafif, orta
ve şiddetli toksisite şeklinde tanımlanır 6,12.
Klinik olarak petrol ya da sarımsak benzeri koku, tanıda
yardımcı olsa da karakteristik değildir. Kolinerjik toksisite, muskarinik
veya nikotinik baskınlığına, toksinin MSS belirtilerine ve
intoksikasyonun şiddetine göre çok değişkendir. Başlangıç İV atropin
test dozu tanı koymaya yardımcı olsa da, zehirlenmenin
semptom ve bulgularında beklenen düzelme olmaz. Mental status
değişiklikleri, koma ve nöbetler görülebilir. Muskarinik belirtiler
astımı taklit edebilir. Kronik obstrüktif pulmoner hastalıklarda
artışa neden olabilir. Kardiyojenik pulmoner ödem, primer kardiyak
bradikardi, hipotansiyon ve akut gastroenterit görülebilir.
Miyozis geç görülebilir, oysa midriyazis varlığı hipoksiyi gösterir.
Oküler zehirlenme kalıcı miyozise neden olabilir. Nikotinik belirtiler
kas disfonksiyonu ve solunum yetmezliğinin diğer nedenlerini
taklit edebilir. Nikotinik sitimülasyon belirtileri ve semptomları
belirgin olduğunda, sempatomimetik toksinler ve diğer sempatik
hiperaktivite nedenleri düşünülmelidir 6,10,12.
Plazma ve eritrosit kolinesteraz düzeyleri tanıda yardımcıdır
ve tedavide yol göstericidir, fakat kolayca elde edilemeyebilir.
Klinik toksisite, eritrositlerdeki asetilkolinesterazda organofosfatın
toksik etkisine göre değişir. Bu yüzden bu enzim, daha çok sinaptik
kolinesteraz inhibisyonunun göstergesidir. Bununla birlikte,
plazma kolinesterazı daha kolay gösterilebilir. Kolinesteraz inhibisyonunun
derecesi hastalığın semptomatik olmasında önemlidir.
Semptomlar genellikle % 50'den fazla inhibisyondan sonra
meydana gelir. Hastalarda değişkenlik göstermesine rağmen,
yüksek-normal kolinesteraz düzeyi akut sistemik zehirlenmede
hariç tutulur. Temel kolinesteraz düzeylerindeki düşüşün derecesinin
toksisiteyle korele olduğu düşünülür. Hasta normal düzeylerde
hafif klinik toksisite gösterebilir. Kolinesteraz düzeyinde %
60 düşme durumunda, baş ağrısı ve parasempatik stimülasyon
gelişir. Orta dereceli semptomlar kas zaafiyeti, tremor ve nöropsikiyatrik
semptomlar olup % 60-90 azalmada gelişir. % 90 azalmadan
sonra şiddetli semptomlar olan nöbetler, siyanoz, pulmoner
ödem, solunum yetmezliği, koma ve ölüm meydana gelebilir
6,11,13.
Tedavi uygulanmadığında, plazma kolinesterazı 4-6 haftada
ve eritrosit asetilkolinesterazı 90-120 günde normale döner. Plazma
kolinesteraz düzeyleri, akut organofosfat zehirlenmeli hastalarda,
kötü prognostik değere sahiptir. Fakat düzeyler atropin
ihtiyacı ya da mekanik ventilasyon gerekliliği ile korele değildir.
Kolinesteraz dereceli olarak düşme oranları gösterdiği zaman,
kronik zehirlenme gibi, klinik semptomlar belki minimal olabilir.
Genetik değişikliklerde, kronik hastalık durumlarında, karaciğer
disfonksiyonunda, sirozda, malnütrisyon, düşük serum albumin
durumlarında, neoplazi, infeksiyon ve gebelikte plazma kolinesteraz
düzeyleri düşebilir. Eritrosit asetilkolinesterazı eritrosit
dolaşımını etkileyen faktörlerce (hemoglobinopatiler gibi) etkilenebilir
14,15.
Rutin laboratuvar testleri tanı koydurucu değildir, fakat pankreatit
tanısı, hipo/hiperglisemi ve karaciğer fonksiyon anormalliklerini
içerebilir. EKG anormal olabilir; toksisitenin derecesiyle
koreledir ve ventriküler disritmiler, torsades de pointes ve idioventriküler
ritim görülebilir. Kalp blokları ve QTc intervalinde uzama
yaygındır 16, 17.
Tedavi
Tedavi dekontaminasyon, absorbsiyonun engellenmesi, genel
destek ve yoğun respiratuar destek tedavilerinden oluşur. Tedavide
antidotların verilmesi, toksisitenin derecesine göre yapılır.
Tedavi kolinesteraz düzeyleriyle ilgili olmayabilir 6.
Sağlık çalışanlarının sekonder kontaminasyonu, hasta resüsitasyonu
süresince önlenmelidir. Koruyucu elbise ve eldivenler
giyilmelidir. Zehirlenme şüphesi bulunan hastalar, kontamine
çevreden uzaklaştırılmalıdır. Tüm giysiler ve aksesuarlar tamamen
çıkarılmalı ve plastik atılabilir çantalara konmalıdır. Hasta bol miktarda
sabunlu suyla acilen dekontamine edilmeli ve mümkünse
daha sonra sulandırılmış etanolle yıkanmalıdır. Dekontaminasyon
saçlı deri, saç, tırnaklar, deri ve konjonktivayı içermelidir. Derinin
abrazyon ya da irritasyonundan kaçınılmalıdır. Kontamine su
güvenli ve ayrı bir şekilde atılmalı ve drene edilmelidir 18-22.
Hasta % 100 oksijen, kardiyak monitör ve pulse oksimetre ile
takip edilmelidir. Oksijen tedavisi, aşırı hava yolu sekresyonlarını
ve bronkospazmı azaltır ve antidot tedavisi süresince ventriküler
disritmi ihtimali azalır. Hipersalivasyon, bronkore ya da emezise
bağlı hava yolu sekresyonları nazikçe aspire edilmelidir. Koma,
nöbetler, solunum yetmezliği, aşırı solunumsal sekresyonlar ya
da şiddetli bronkospazm, endotrakeal entübasyonu gerektirebilir.
Nöromuskuler blokaj gerektiğinde nondepolarizan ajanlar
kullanılmalıdır. İV yol açılır, tam kan sayımı ve kolinesteraz düzeyleri
için kan alınır. Hipotansiyon varsa, başlangıç sıvı tedavisi normal
salin ile bolus tarzında yapılır. Dekstroz ve naloksan gibi substratlar
göz önünde bulundurulmalıdır. Yeni ya da çok alımlarda
gastrik lavaj değerli olabilir. Aktif kömür verilebilir. Hava yolunun
korunması lavajdan önce sağlanmalı, hidrokarbon karışmış olsa
bile kolinerjik etkilerden diyare belirgin hale geldiğinden katartik
verilmemelidir. Hemodiyaliz ve hemoperfüzyonun değeri
ispatlanmamıştır 6,23.
Belirgin zehirlenmede farmakolojik müdahale atropin ve
Pralidoxim'in (2-hidroksiminometil-1-metil pridinium klorid;
2-PAM) verilmesinden oluşur. Atropin, MSS'deki ve periferik
muskarinik reseptörlerdeki asetilkolinin kompetitif antagonistidir.
Muskarinik ve aşırı parasempatik stimülasyonun sekonder santral
etkilerini geri döndürmede kullanılır. Doz kuru, bol trakeabronşiyal
sekresyona göre titre edilir. Pupiller dilatasyon tedavide son nokta
değildir. Orta şiddette zehirlenmede, atropin dozu yetişkinlerde
2-4 mg İV ve çocuklarda 0.05 mg/kg'dır. İntramuskuler yoldan
verilmesi mümkündür, ancak ideal değildir. Atropin deneme
dozuna yetersiz cevap, organofosfat zehirlenmesinde gösterge
değildir. Eğer etki görülmezse, bu doz her 5-10 dk'da bir muskarinik
semptomlar kaybolana kadar tekrarlanır. Sekresyonları
kurutacak gerekli doz masif dozda olabilir ve gerekliyse tedavi
uzatılabilir. Atropin infüzyonunun birkaç haftaya kadar uzatıldığını
bildirenler de vardır. Tedavinin yetersizliğinde en genel neden
yetersiz atropinizasyondur 6,11,24.
Oksimler sadece asetil kolin esteraz yaşlanmamış formda
ise faydalıdır. Oksim tedavisinin etkinliği asetilkolinesteraz inhibitörünün
formuna, plazma oksim konsantrasyonuna, oksim
tedavisinin süresine ve plazma kolinesteraz konsantrasyonuna
bağlıdır. PAM tüm dünyada en yaygın kullanılan oksimdir. Bu antidot
fosfarilkolinesterazın rejenerasyonu tarafından restore edilir
ve organofosfat molekül kalıntılarını detoksifiye ederek toksisiteyi
önler. Klinik olarak bu bileşik muskarinik, nikotinik ve MSS
semptomlarını iyileştirir ve organofosfatla ilgili kas paralizisini
geri döndürür. Bu kolinerjik, nikotinik etkiler atropin tarafından
geri döndürülemezken, PAM tarafından geri döndürülür. Kolinesteraz
düzeylerini kan örnekleriyle elde ettikten sonra, PAM'ın
erken verilmesi kalıcı ve irreverzibl bağlanmadan önce olmalıdır.
Akut zehirlenmede 24-36 saat içinde verilmesi ideal olandır. Eğer
organofosfat toksisitesine dair güçlü klinik şüphe varsa, PAM
geciktirilmeden verilmelidir. Akut intoksikasyonda kronik intoksikasyondan
daha efektiftir. Önerilen doz yetişkinler için 1 g'dır
ve çocuk dozu 20-40 mg/kg'dır. Normal salin içinde 30 dk'lık
infüzyon şeklinde verilebilir. Saatte bir tekrarlanabilir ve gerekirse
multipl dozlarda yapılabilir. PAM 24-48 saat için, her 6-8 saatte
bir, semptomlar kaybolana kadar verilebilir. Devamlı infüzyon
uygulanabilir. Kombine tedavide gerekirse atropin dozu azaltılır.
Asemptomatik hastalarda ya da karbamatlarla zehirlendiği bilinen
minimal semptomlu hastalarda bu antidot uygulanmaz. PAM
tedavisine yanıt olan kas zaafiyetinde ve fasikülasyonda azalma
ve atropinle muskarinik etkilerden kurtulma, genelde uygulamadan
sonra 10-40 dk içinde meydana gelir. PAM kullanımı geç
subakut ya da kronik sonucu önleyebilir 6,9,24,25.
Nöbetler hava yolu maniplasyonu, benzodiyazepinler ve antidot
ile, pulmoner ödem ve bronkospazm ise oksijen, entübasyon,
pozitif basınçlı ventilasyon, atropin ve PAM ile tedavi edilir. Disritmilerin
tedavisi temel kardiyak destek kriterlerine göre yapılır.
Süksinil kolin, esterli anestezikler ve beta blokerlerden muhtemel
zehirlenmede kaçınılmalıdır 6,11.
Hafif olgularda sadece dekontaminasyon ve acil serviste 6-8
saat gözlem yeterlidir. Antikolinesteraz aktivitesi bazal değerlere
dönene kadar yeniden zehirlenmeden kaçınılmalıdır. Yeniden zehirlenme
riski taşımayan olgular günlük hayata dönebilir. Belirgin
derecede semptomu olan hastalar gerekirse yoğun bakım ünitesine
alınır. Hastaların çoğu 48 saat içinde PAM tedavisine yanıt
verir. Eğer toksinler yağda çözünebilir özellikteyse, semptomatik
periyot uzayabilir ve bu süreç PAM'a bağlıdır. Haftalar süren periyot
boyunca yeni enzimler yeniden sentezlenirken, bakım ve solunum
desteği gerekebilir. Tedavide son nokta, elde bulunan PAM
tedavisiyle semptom ve belirtilerin kaybolmasıdır. Akut zehirlenmeyi
takiben, hasta değişik nörolojik sekellere sahip olabilir ve
nonspesifik semptomlar günlerce, hatta aylarca devam edebilir.
Organofosfat zehirlenmesinden ölüm, genelde tedavi edilmemiş
hastalarda 24 saat içinde meydana gelir. Eğer posthipoksik beyin
hasarı yoksa ve hasta erken tedavi edilirse, 10 gün içinde semptomatik
iyileşme olur. Solunum kaslarının paralizisine sekonder
solunum yetmezliği ya da MSS depresyonu ve bronkore ölümün
en yaygın nedenidir 6, 26, 27.