“Vancouver Grubu” olarak da bilinen international committe of medical journals editors (ICMJE)'ün cihanşümul hal alan “uniform requirements”i yayın ahlakının tarihinde son derece önemli gelişmedir. Bilimsel yazılarda yazarların ilişkileri ve sorumluluklarının belirlenmesi bu yolla sağlanmaya başlamıştır.
Ancak, bu düzenlemelere rağmen bilimsel müelliflik ile ilgili bazı meseleler günümüze kadar süregelmiştir. Bunlar arasında misafir (quest), bahşiş (gift), onursal (honorary) yazarlık; hayalet (ghost) yazarlık; yazarlık sıralamasının nasıl olacağı önde gelmektedir.
Konuk, bahşiş, fahri yazarlık çalışmaya herhangi katkısı olmayan birisinin yazar olarak makalede isminin görülmesidir. “Uniform requirements” bu mahalde karşılaşılan üç mutad konuk, bahşiş, onur yazarlık tipini kural dışı tanımlamıştır: bunlar parasal destek sağlayan, veri toplayan ya da bir araştırma grubunun genel murakıplığını yapanlardır1.
Bates ve ark.nın araştırması bu durumun saygın dergilerde bile seyrek olmadığını göstermektedir. Bates'in araştırmasına göre, önceki yıllara göre azalmakla birlikte onursal yazarlık durumuna JAMA'da % 0.5, BMJ'de % 9.5 ve Annals'da % 21.5 oranında rastlanılmaktadır2.
Bir makalenin nasıl yazılacağını bilmeyen ya da akıcı dil bilgisi olmayan araştırmacı veya klinisyenler araştırmalarında elde ettikleri verileri biri veya birilerine vererek (bazen ücret karşılığında) makale olarak yazdırmaktadır. Bu kişi(ler) makaleyi hakiki anlamda yazmış olmasına karşın makalede ismine (ne yazarlar arasında ve ne de teşekkür edilenler arasında) rastlanılmamaktadır. Hayalet (ghost) yazarlık olarak adlandırılan bu durum, yazarlık isteklerinden tamamen ayrılan yazma eylemidir3,4.
Hayalet yazarlık sanayi ile mücadelenin gizlenmesinde kullanılabileceğinden etik olarak sorgulanabilir durumdadır. Klinik deneyimlerin, daha çok tıbbi sanayinin ihtiyacına cevap verecek tarzda yazılması ve yazarının medikal şirketler adına çalışıyor olması, dahası makalede isminin sıralanmaması fevkalade ciddi bir meseledir. Müelliflik ve sorumluluk arasındaki zorunlu olan ilişkinin devam ettirilmesi için bir çözüm bulunması zorunludur4. Abbasi “Transparency and trust” başlıklı yazısında “hayalet yazarlık” durumunun ciddi bir sorun olduğuna dikkat çekmekte; bu sebeple esas olarak dergi editörü olarak yayımlanacak yazının entelektüel muhtevası ve çalışmanın doğruluğunun sorumluluğunu üstlenecek bir garantör aradıklarını ifade etmektedir5.
Flanagin ve ark., 1998 yılında yayımlanan hakemli 6 dergi üzerinde yaptıkları araştırma sonucunda onursal (bahşiş veya konuk) yazar görülme oranını % 26, hayalet yazarlık oranını ise % 10 olarak saptamışlardır. Yine bir saptama olarak onursal yazarlığın derleme ve editoryal makalelerde, hayalet yazarlığın araştırma yazılarında fazla olduğunu ifade etmektedirler6.
Ülkemizde 1990'ların sonunda düzenlenen akademik yükseltme kıstaslarının, bilimsel yazı ve yayına ilişkin etik kuralların ya hiç veya az bilindiği bir ortamda uygulamaya konulmasıyla bu tarz kural ihlallerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir. Hala, bu alanda bir berraklık ve kesinliğin sağlandığını söylemek güç gözükmektedir. Bu konuda yapılacak yazılı kuralların yasal düzenlemeler ile de desteklenmesi gerektiği kanısındayım. Ancak bu her şey demek değildir; etik kuralların bu konunun muhatabı tüm toplum katmanları tarafından özümsenmesi, benimsenmesi icap etmektedir.