ABD'de 2002'de tüm Acil Servis (AS) başvurularının
% 6,5'i karın ağrısıdır
1. Türkiye İstatistik Kurumu
2004 yılı verilerine göre, karın ağrısı şikayetiyle gelen
hastaların tanılarında önemli yer tutan peptik ülser, gastrit,
duodenit, apandisit, intestinal obstrüksiyon ve herni
nedeniyle hastaneye toplam 350.432 hasta yatırılmıştır.
2004'te bu tanılar nedeniyle hospitalizasyon, tüm hastaneye
yatırılanlar içinde % 5,73'lük bir dilimdedir
2. Karın ağrısı
vakaların yaklaşık % 30'una ise tanı koyulamamaktadır
3.
Bu yazıda amacımız, karın ağrısının altında yatan patofizyolojik
mekanizmaları incelemek; ciddi ve ciddi olmayan bulguları
ayırıp doğru tanı metodlarını kullanabilmektir. Karın ağrısıyla
başvuran hastanın yaşı, öyküsü ve fizik muayene bulguları
tanıyı koymada yardımcı ana unsurlardır.
Hastanın Öyküsü
Ağrının yeri, başlama zamanı, başlama zamanıyla bulantı
ve kusmanın ilişkisi ve ağrının yayılımı sorulmalıdır. Diyare
veya konstipasyon epizotlarını da içeren barsak alışkanlıkları
sorgulanmalıdır. Ağrının karakteristiğini ortaya çıkarmak için
öğrenilmesi gerekenler: zamanı, lokalizasyonu, yoğunluğu ile
ağrıyı arttıran ve azaltan faktörlerdir. Birlikte var olan ateş,
titreme, mide ekşimesi, aşırı gaz çıkarma ve geğirme, kilo
kaybı, rektal kanama ve yansıyan ağrı karın ağrısının altında
yatan nedeni ortaya çıkarmak için önemli ipuçları verir. Gaita
karakteri de özellikle renk ve kan mevcudiyeti açısından
sorgulanmalıdır. Kanlı diyare enfeksiyöz enterokolit veya inflamatuvar barsak hastalığını gösterirken, klasik ‘kuşüzümü
jeli' dışkı intussepsiyonu gösterir 4.
Geçmiş medikal öykü sorgulama sarılık veya karaciğer
hastalığı, ülser, geçirilmiş abdominal cerrahiler ve travmayı
içermelidir. Daha önce orak hücreli anemi, porfiri veya ailevi
akdeniz ateşi gibi tanılarla hastaneye yatış araştırılmalıdır. Önceden
pelvik inflamatuvar hastalık, bir intrauterin alet kullanımı
veya tubal ligasyon öyküsü ektopik gebelik riskini artırır 4.
Aile öyküsünde kolorektal kanser mevcudiyeti, polipozis,
inflamatuvar barsak hastalığı ve hepatit araştırılmalıdır. Ek
olarak, potansiyel kalıtımsal hastalıklar olan orak hücreli anemi,
ailevi akdeniz ateşi ve kistik fibrozis tekrarlayan karın ağrılarını
açıklayabilir. Ailesinde migren başağrıları olan pediyatrik hastalarda
rekürren siklik kusmalar abdominal migren hakkında bir
ipucu olabilir. Alkol, sigara ve kafein kullanımı gibi alışkanlıklar
belirlenmelidir. İlaç kullanımı eksiksiz öğrenilmelidir çünkü bunlar
da karın ağrısına neden olabilir 5.
Karın Ağrısının oluşumu
Başlıca iki tip aferent lif beyne ağrı iletiminden sorumludur:
Tip A delta lifler talamusta sonlanır. Bu nedenle beyin
ağrının lokalizasyonunu daha kesin algılayabilir 6. Pariyetal
peritonda bu tip sinir lifleri bulunur 7. Tip C lifler beyin
sapında sonlanır. Bu lifler talamusa erişmeden sonlandığından,
santral sinir sisteminde ağrının lokalizasyonunun algılanması
çok daha zordur 8. Bu liflerle iletilen ağrı daha derin, daha
yavaş ve hasta tarafından karakter ve lokalizasyonu tam tarif
edilemeyen bir ağrıdır 7. Abdominal visceral organlar bu
liflerle inerve edilirler. Karın ağrısı başlıca visceral, pariyetal ve
yansıyan ağrı olmak üzere üç tiptir (Şekil 1).
1. Visseral Ağrı:
A. Gerilim tipi ağrı: Kolik ağrı olarak da bilinir ve tipik
olarak artmış güçlü peristaltik kontraksiyon nedeniyle oluşur.
Bu ağrı çeşidi sıklıkla barsak irritan bir maddeyi (enfeksiyöz
ajan, zararlı besin, yabancı madde vs.) atmayı denerken oluşur.
Barsakta parsiyel veya total obstrüksiyon, adezyon ve hatta
konstipasyon durumunda da kuvvetli kontraksiyonlar sonucu
gerilim tipi ağrı oluşabilir 7. Bir organ kapsülünün akut
gerilmesi de bu tip ağrıya yol açar. FM'de gerilim tipi ağrı
tipik olarak belirsiz, lokalizasyonu tam anlaşılamayan derin
bir ağrıdır. Hastalar rahat bir pozisyon bulmak için sürekli bir
çaba içindedir. Gastroenteritler, konstipasyon, akut pankreatit
ağrıları bu gruba girer (Tablo 1).
B.İnflamatuvar ağrı: Gerilim tipi ağrı gibi derin ve lokalizasyonu
belirsiz olarak başlar. Farklı olarak kaynağı genellikle
viseral peritondaki inflamasyondur. Klasik örneği apandisittir.
Başlangıçta, hasta ağrıyı visceral periton etkilendiği için
midabdominal veya periumblikal tarif eder 9. Saatler sonra,
inflamasyon pariyetal peritona ulaşınca, hasta ağrıyı daha kesin
olarak sağ alt kadrana lokalize eder. Gerilime bağlı viseral
ağrıdan farklı olarak, inflamatuvar ağrılı hasta hareketsiz yatmaya
gayret eder (Tablo 1) .
C.İskemik ağrı: En az görülen fakat en ciddi ağrı tipidir.
Karakteri ani başlangıçlı, yoğun, devamlı ve ilerleyicidir. Diğer
abdominal ağrı tiplerinin aksine analjeziyle hafiflemez 7 (Tablo
1).
2. Pariyetal Ağrı:
Tipik olarak keskin ve iyi lokalizedir. Peritonun direkt irritasyonundan kaynaklanır ve bu inervasyon tek taraflı
olduğundan ağrının lateralizasyonu yapılabilir. Tip a delta liflerle
iletilir 10.
3. Yansıyan Ağrı:
Hasta organdan viseral aferentler ile taşınan uyarılar
uzak anatomik lokalizasyondaki somatik liflerle aynı düzeyde
omuriliğe girdiğinde oluşur. Tipik olarak iyi lokalizedir 10.
Safra kesesinin inflamasyonunda ağrı T5-T9 arasındaki spinal
bölgenin uyarılmasına bağlı sağ omuz, sırt ve sağ kola yayılım
gösterir. Pankreatik nedenlere bağlı ağrılar T3-T12 arasında
geniş bir alanı kapsadığından karında, sırtta, belde ve kalçalarda
hissedilir 4.
Fizik Muayene
İlk bakı tamamlandıktan sonra vital bulguların tekrar
gözden geçirilmesi şarttır. Vital bulgularda herhangi bir anormallik
klinisyenin intraabdominal bir yıkım konusunda tetikte
olmasını gerektirir. Karnın oskultasyonu barsak peristaltizminin
var olup olmadığı hakkında bilgi verir. Abdominal aortta
üfürüm açısından da dikkatli olunmalıdır. Karın palpasyonu,
subjektif bir his olan ağrının objektif bir bulgu olan hassasiyet
olarak kendini göstermesi bakımından önemlidir. Palpasyon esnasında, ayırıcı tanıların daraltılması için hassasiyetin lokalizasyonundan
yararlanılmalıdır. Defans ve rebound peritoneal
irritasyonun varlığını gösterir. Palpasyonla organların büyümesi,
kitleler ve sıvı varlığı da anlaşılabilir 11.
Hastaya tanı konurken öykü ve fizik muayenenin önemi
göz ardı edilmemelidir. Sensitivite ve spesifitesi bir abdominal
bilgisayarlı tomografi (BT) kadar yüksek olmasa da, öykü ve
fizik muayenenin hiç riski yoktur, zaman kaybı minimaldir ve
maliyeti sıfırdır. Bir araştırmada sadece öykü ve fizik muayeneyle
hastanın ağrısının organik mi nonorganik mi olduğu % 80'e
varan oranda doğru tahmin edilebilmiştir 11. Bazı yayınlar
dijital rektal muayenenin rutin bir muayene olmamasını savunsa
da 12, bu muayeneyle taze kan veya rektal hassasiyet
görülmesi luminal iskemi, anal fissür, perirektal abse veya akut
prostatit tanılarına gidilebilinir.
Karın ağrılı hastada fizik muayenede alarm durumlarını
gösteren hayatı tehdit eden karın dışı hastalık olduğunun
habercisi bulgular göğüs ağrısı, sırt ağrısı, dispne, vajinal
kanama, ve hemodinamik insitabilitedir (Tablo 2). Son olarak,
adrenal yetmezlik, diabetik ketoasidoz, porfiri ve orak hücreli anemi ağrı krizleri gibi pek çok sistemik medikal rahatsızlıklar
da karın ağrısı şikayetiyle kendini gösterebilir.
Akut karın ağrısının en sık sebepleri Tablo 3'te, yaşa göre
en sık karın ağrısı nedenleri Tablo 4'te ve karın muayenesinde
önemli bulgular Tablo 5'te verilmiştir.
Görüntüleme Yöntemleri
Tarihsel olarak, karın ağrılı hastalarda ilk görüntüleme yöntemi
düz karın grafisi (DKG) olmuştur. Hızlı ve ucuz bir tetkiktir.
Ancak, sensitivite ve spesifitesi göreceli olarak daha yüksek
ola BT ve Ultrasongrafinin (USG) keşfiyle, DKG'nin değeri
tartışmalı hale gelmiştir. Yine de, viseral perforasyon, obstüksiyon
veya yabancı cisim yutma durumlarında DKG ilk istenecek
görüntüleme metodudur. DKG serileri supin ve ayakta karın
filmlerine ilaveten ayakta göğüs grafisini (veya abdominal
lateral dekübit grafisi) içermelidir. DKG ince barsak obstrüksiyonu
şüpheli hastaların yaklaşık % 60'ında tanısaldır 13,
düşük dereceli obstrüksiyonlarda sensitivitesi daha düşüktür 14. İntraluminal havanın lokalizasyonu, hacmi ve dağılımı,
hava-sıvı seviyelerinin varlığı ve dağılımı ile luminal çap; parsiyel
veya tam ince veya kalın barsak obstrüksiyonu, ileus, pseudoobstrüksiyon
gibi obstrüktif bir durumla obstrüktif olmayan
durumları ayırt etmede yardımcı olur.
Düz grafilerde serbest havanın görülmesi peritoneal kavite
içindeki serbest havanın hacmine bağlıdır. Perfore barsakta
olduğu gibi büyük hacimdeki havanın ortaya çıktığı durumlar
için DKG'nin sensitivitesi % 100 kadar yüksek rapor edilmiştir
10. DKG veya dekubit pozisyonunda grafi çekilecek olan hasta,
ayakta veya dekübit pozisyonda 5-10 dakika bekletilirse
sensitivite en yüksek seviyeye çıkar. Bu metod kullanılarak 1-2
cm3 hava bile tespit edilebilir 15. Perforasyon şüpheli hastalarda
intraluminal suda çözünen kontrast madde verilmesi de
sensitiviteyi yükseltir 16.
BT: BT akut karın ağrısının tanısında en tercih edilen
görüntüleme yöntemi haline gelmiştir. Örneğin, akut apandisit
tanısında BT'nin sensitivite ve spesifitesi sırasıyla % 98 ve %
97'dir 17. BT'nin hemen hemen tüm akut karın ağrısı nedenleri
için daha sensitif ve spesifik olduğu kanıtlanmıştır 18,19.
USG: USG safra kanalı hastalığı şüphesi olanlar için (sağ üst
kadran ağrısı) ve jinekolojik nedenli karın ağrısı düşünülenler
için ilk istenecek görüntüleme yöntemi olmalıdır. Safra kesesi
taşları için sensitivite ve spesifitesi sırasıyla % 84 ve % 99'dur
20. Koledokolitiazis için daha az sensitif olup bu durumda
manyetik rezonans (MR) kolanjiyopankreatografi, endoskopik
retrograd kolanjiyopankreatografi (ERCP) veya endoskopik
ultrasonografi gibi daha ileri tetkikler kullanılabilir.
Her ne kadar MR akut karın ağrısı tanısında yüksek oranda
doğruluğa sahipse de; maliyetinin çok yüksek olması, hemen
erişimin mümkün olmaması, tetkik süresinin BT'e oranla daha uzun sürmesi sebebiyle stabil olmayan hastalarda
tercih edilmemesi gibi nedenler acil servislerde kullanımını
kısıtlamaktadır.
Laboratuar İncelemeleri
Laboratuvar testleri öykü ve fizik muayene ışığında
muhtemel tanıları doğrulamak veya ayırıcı tanıları dışlamak
için kullanılmalıdır. En sık kullanılanlar hemogram, karaciğer
fonksiyon testleri (KCFT), pankreas enzimleri, serum elektrolitleri,
serum kreatin (Cr) ve üre nitrojeni (BUN) ve idrar analizidir.
Doğurgan yaştaki her hastadan idrarda gebelik testi (ßhCG)
istenmelidir 21. Eğer hastada veya ailesinde kardiyak
hastalık öyküsü varsa, EKG ve kardiyak enzimler de istenmelidir
(Tablo 2).