E-MAIL ALERT

RSS FEED


2004, Volume 36, Number 1, Page(s) 011-014
SEREBRAL VENÖZ TROMBOZA BAĞLI PERSİSTAN BAŞAĞRISI: BİR OLGU SUNUMU
Recep AYGÜL, Orhan DENİZ, Hızır ULVİ, Dilcan KOTAN
Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı, Erzurum
Anahtar Kelimeler: Serebral venöz tromboz, Sagital sinus trombozu, Protein S, Persistan başağrısı
Abstract
Serebral venöz trombozlar (SVT) seyrek bir durumdur. Klinik prezantasyonu değişken ve sıklıkla dramatiktir. Genç ve orta yaşlardaki bireyleri ve çoğunlukla da kadınları etkiler. Otuz gün önce ani başlangıçlı şiddetli, persistan baş ağrısı olan 26 yaşında bir kadın olgu sunuyoruz. Nörolojik muayenesinde bilateral papil ödemi dışında fokal nörolojik arazı yoktu. Manyetik rezonans inceleme normaldi. Kraniumun manyetik rezonans venografisi (MRV) rekanalize sagittal sinus trombozu gösterdi. Hematolojik çalışmalarda protein S eksikliği belirlendi. Olgu düşük molekül ağırlıklı heparinle tedavi edildi, nörolojik kötüleşme olmadı ve yatışının 15. gününde taburcu edildi. Her ne kadar SVT sık olmasa da, atipik olgularda (persistan, şiddetli başağrılı olgular veya nöbet aktivitesi olanlar) veya potansiyel hiperkoagülabiliteli olgularda akla getirilmelidir. MRV diagnostik bir seçenektir. Antikoagülan tedavi güvenli ve etkili gözükmektedir.
  • Top
  • Abstract
  • Introduction
  • Case Presentation
  • Disscussion
  • References
  • Introduction
    Serebral venlerin ve sinüslerin trombozu nadir, ancak tanısı atlanan veya geç konan önemli bir serebro-vasküler hastalıktır. Her yaş grubunda görülmekle birlikte, daha çok genç ve orta yaşlardaki bireyleri ve çoğunluklada kadınları etkiler1. Klinik prezentasyonları değişken ve sıklıkla dramatiktir. Genellikle intrakranial hipertansiyona bağlı başağrıları, fokal defisit ve nöbetler veya konfüzyonel durum ve letarji tablolarının birisiyle akut olarak başlamaktadırlar1-3. Literatürde bir çok etyolojik faktör bildirilmekle birlikte, çok detaylı incelemelerde bile %20-25 olguda nedeni belirlenememektedir1.

    Serebral venöz trombozlarda (SVT) etyolojik olarak ciddi dehidratasyon, gebelik son trimestiri, protein S veya C eksikliği ile giden pıhtılaşma kaskadının genetik bozuklukları, otit ve mastoidit gibi infeksiyonlar veya septisemi, malignansi, kafa travması ve hematolojik hastalıklar majör risk faktörleri olarak bildirilmiştir1-6. Tanı ileri nöroradyolojik görüntüleme yöntemleriyle konulabilmektedir7. Bu bildiride 26 yaşında şiddetli, zonklayıcı, persistan başağrıları olan, manyetik rezonans venografi ile SVT olarak değerlendirilen ve düşük molekül ağırlıklı heparinle tedavi edilen bir kadın olgu takdim edildi.

  • Top
  • Abstract
  • Introduction
  • Case Presentation
  • Disscussion
  • References
  • Case Presentation
    Yirmi altı yaşında evli kadın hasta bulanık görme, başağrısı, bulantı-kusma ve dengesizlik yakınmaları ile bölümümüze başvurdu. Yaklaşık 30 gün önce ani olarak şiddetli, zonklayıcı, persistan sol yarım başağrısı ve bulantı-kusmalarının başladığı öğrenildi. Hasta ilk gittiği sağlık kuruluşunda migren olarak değerlendirilip 3 gün yatırılarak tedavi edilmiş. Beyin tomografisi normal olarak değerlendirilmiş. Şikayetlerinin düzelmemesi üzerine başka bir sağlık merkezine sevkedilmiş ve orada da 8 gün yatarak tedavi görmüş. Kranial MRİ normal bulunması nedeniyle ayaktan takip edilmek üzere semptomatik tedaviyle taburcu edilmiş. Şikayetlerin değişiklik olmaması üzerine bölümümüze başvuran hastanın nörolojik muayenesinde şuur açık ve fokal nörolojik defisit yoktu. Fundoskopik incelemede bilateral papil ödemi ve papilla çevresinde retinal hemorajiler olduğu belirlendi. Göz konsultasyonunda solda belirgin bilateral görme keskinliklerinin düştüğü; görme alanı incelemesinde bilateral büyük kör noktalar olduğu belirlendi. Kardiyolojik muayene ve EKO normal olarak değerlendirildi. Öz geçmişte enfeksiyon, kafa travması, hamilelik gibi özellik arz eden bir hastalık veya oral kontraseptif kullanımı yoktu. Hemogramı normaldi ve trombosit sayısı (270 bin) yeterliydi.

    Biyokimyasal incelemeler ve idrar tetkiki normaldi. Plazma serbest protein S değeri (%65) normalin (N:%65-140) alt sınırındaydı. Prot C, ANA: (-), anti ds-DNA, anti ds-DNA IgM, antikardiolipin IgG, antikardiolipin IgM tetkikleri normal sınırlardaydı. Hastanın MRİ normaldi, ancak MR venografisinde superior sagittal sinuste post-kontrast akıma izin veren yer yer dolma defektleri izlendi ve rekanalize sagittal sinus trombozu olarak değerlendirildi (şekil 1). Günde 2 kez subkutan düşük molekül ağırlıklı heparin [Nadroparin kalsiyum= 10000 AXa ICU; Fraxiparine® 0.4 ml, sanofi] tedavisine alındı. Yakınmalarının gerilemesiyle 15 gün sonra taburcu edildi. Başka bir yerleşim yerinden gelen hastaya sonraki aylarda ulaşılamadığı için kontrol MR venografi çekilemedi.


    Click Here to Zoom
    Şekil 1: Aksiyal MR Venografide T1 hiperintens, T2'de Hipo ve Hiperintens, Gadolinyum İnfüzyonundan Sonra Post-kontrast Akıma İzin Veren Sagittal Sinus Trombozu Kesitleri Görülmekte

  • Top
  • Abstract
  • Introduction
  • Case Presentation
  • Disscussion
  • References
  • Discussion
    SVT geniş nonspesifik semptom spekturumuyla akut olarak prezente olurlar. Sıklıkla genç ve orta yaşlardaki bireyleri ve çoğunlukla da kadınları etkiler1.

    Genel populasyondaki insidansı tam olarak bilinmiyor. Başağrıları en sık (%75-90) görülen başlangıç semptomudur3.

    Tutulan yapılara bağlı olarak belirti ve bulgular değişmekle birlikte sıklıkla fokal nörolojik defisitler, epileptik nöbet, konfüzyon, letarji, koma gelişebilir ve hatta ölümle sonuçlanabilir. Mortalite %5–30 olarak bildirilmektedir1<,r5>. Pek çok olgu komplet bir düzelme gösterir. Yaklaşık %20'sinde rezidüel nörolojik defisitler ve %5'inde epileptik nöbetler sekel olarak kalır1,5,6.

    Olgu genç bir kadındı ve ön planda yakınması başağrısıydı. Önceki gittiği sağlık kuruluşlarında muhtemelen yaş ve cinsinin uygunluğu, nörolojik bir defisitinin olmaması ve bilgisayarlı beyin tomografisinin (BBT) normal bulunması nedeniyle öncelikle migren başağrısı gibi değerlendirilmiş ve tanıda gecikme olmuştur. Fakat tedaviye cevap vermeyen persistan başağrıları nedeniyle yapılan daha ileri incelemeler sonucunda MR venografide sagittal sinus trombozu belirlenmiştir. BBT hemorajik veya iskemik değişiklikler ve bazı olgularda kontrastlı görüntüler sagittal sinüs trombozunda boş delta bulgusunu gösterebilir. Ancak SVT tanısında MRİ ve MR venogram SVT tanısında daha sensitiftir7. Nihayet olgumuzda da MR venogramla tanı konulabildi. Etyolojik yönden kadınlarda gebelik ve lohusalık dönemi SVT için yüksek riskli dönemlerdir ve erişkin vakaların yarısı bu gruptandır. Ayrıca ağır dehidratasyon, protein S veya C eksikliği, otit ve infeksiyonlar ve septisemi, malignansi, kafa travması, hematolojik hastalıklar ve oral kontraseptif kullanımı majör risk faktörleri olarak bildirilmiştir1,4,5,6. %30'u idiopatiktir1. Olgumuzda gebelik öyküsü yoktu ve oral kontraseptif kullanmıyordu. Her hangi bir kafa travması öyküsü ve enfeksiyonu yoktu. Plazma fonksiyonel protein S değeri normalin alt sınırındaydı. Protein C normaldi. Protein C ve kofaktörü olan protein S karaciğerde vitamin K'ya bağımlı olarak sentezlenen glikoproteinlerdir. Pıhtılaşmada rol alan pek çok maddeden birisi de protein-C'dir. Protein-C'nin görevi aktif durumdaki

    Faktör-V ve Faktör-VIII‘i inaktive etmektir. Bu mekanizmada ilk önce trombin trombomodulini aktive eder. Daha sonra protein C trombomodulin ile birleşerek aktive protein C'yi oluşturur. Protein S, aktive Protein–C'nin negatif yüklü fosfolipidlere afinitesini arttırır. Bu şekilde aktive Protein–C trombositlerin yüzeyinde protein-S ile birleşerek aktif haldeki faktör-V ve faktör-VIII‘i yıkar. Böylece antikoagülan etki gelişir. Ayrıca plazminojen aktivatörü inhibitör-1 proteini antogonize ederek fibrinolitik etki gösterirler. Faktör-V Leiden mutasyonunda aktif haldeki faktör-V, aktif protein-C‘nin bu etkisine karşı dirençlidir. Bu nedenle faktör-V Leiden mutasyonu aktive protein-C rezistansı olarak da bilinir. Aktif haldeki faktör-V normalden daha yavaş yıkılır. Bu nedenle kişide pıhtılaşma eğilimi ortaya çıkar8. Biz olgumuzda teknik nedenlerle faktör-V Leiden mutasyonuna bakamadık. Venöz infarktlar küçük hemorajilerle birlikte olduğundan dolayı, heparin kullanımının bu hemorajik komponentleri genişletme riski olabilir. Ancak SVT tedavisinde artan deliller hemoraji ciddiyetinin heparin kullanılmasıyla değişmediğini ve antikoagülanla tedavi edilen olguların klinik olarak düzeldiğini göstermektedir1,2,5,11. SVT'da (%57), antikoagülan tedaviyle komplet düzelmenin stroktan (%6.7) çok daha fazla olduğu bildirilmektedir1,5,11. Derin venöz tromboz tedavisinde düşük molekül ağırlıklı heparin kullanımının faydalı olduğu rapor edilmekle birlikte SVT tedavisinde kullanımı tartışmalıdır9-12.

    Pek çok avantajından dolayı heparinin bu formu sürekli heparin infüzyonu veya oral antikoagülana karşı tercih edilebilir. Düşük molekül ağırlıklı heparinin subkutan uygulaması sürekli heparin infüzyonundan daha elverişli ve efektiftir10-12. Olgumuz hastalık başlangıcından bir ay sonra bölümümüze geldi ve protein S eksikliği belirlendi. Bu nedenle düşük molekül ağırlıklı heparinle tedavinin daha uygun olabileceği düşünüldü. Tedavi süresince ciddi bir yan etki gözlenmedi.

    Sonuç olarak atipik persistan başağrılı olgularda ve hiperkoagülabilite durumlarında SVT'da düşünülme lidir. Tanıda MR venogram yol gösterici olabilir. Bu olgular antikoagülan tedaviden faydalanabilir.

  • Top
  • Abstract
  • Introduction
  • Case Presentation
  • Discussion
  • References
  • References

    1) Kimber J. Cerebral venous sinus thrombosis. Q J Med 2002; 95: 137-142

    2) Minadeo JP, Karaman BA. Headache: cortical vein thrombosis and response to anticoagulation. J Emerg Med 1999; 17: 449-453

    3) Agostoni E. Headache in cerebral venous thrombosis. Neurol Sci 2004; 25: S206-S210

    4) Burneo JG, Elias SB, Barkley GL. Cerebral venous thrombosis due to protein S deficiency in pregnancy. The Lancet 2002; 359: 892

    5) Crassard I, Bousser MG. Cerebral Venous Thrombosis. J Neuro-ophtalmol 2004; 24: 156-163.

    6) Brousser MG, Chiras J, Bories J, Castaigne P. Cerebral venous thrombosis: a review of 38 cases. Stroke 1993; 16: 199-213

    7) Connor SEJ, Jarosz JM. Magnetic Resonance Imaging of Cerebral Venous Sinus Thrombosis. Clin Radiol 2002; 57: 449-461

    8) Yücemen N. Hematolojik hastalıklar ve viskositenin SVO'daki önemi. Türk Beyin Damar hastalıkları dergisi 2001; 7: 135-141

    9) Villringer A, Mehraein S, Einhaupl K. Pathophysiological aspects of cerebral sinus thrombosis. J Neuroradiol 1994; 21: 72–80

    10) Breddin HK, Hach-Wunderle V, Nakov R, Kakkar VV. Effects of a low-molecular-weight heparin on thrombus regression and recurrent thromboembolism in patients with deep-vein thrombosis. N Engl J Med 2001; 344: 626–631

    11) Cerebral Venous Thrombosis Group, De Bruijn SFTM, Stam J. Randomized, placebo-controlled trial of anticoagulant treatment with low-molecular-weight heparin for cerebral sinus thrombosis. Stroke 1999; 30: 484–488

    12) Dündar SV. Postoperatif tromboz proflaksisinde düşük molekül ağırlıklı heparinler. Hacettepe Tıp Dergisi 1996; 27: 23-27

  • Top
  • Abstract
  • Introduction
  • Case Presentation
  • Discussion
  • References