Tinea tanısı almış hastalarda yapılan çalışmalarda onikomikoz ve T.pedis'de en sık etkenlerin dermatofitler olduğu gösterilmiştir. Dermatomikoz etkenleri içinde de en sık T.rubrum'un izole edildiği bilinmektedir. Bu etkenlerin yanı sıra mantar florasını araştıran bazı çalışmalarda özellikle onikomikozlarda, maya ve nondermatofitlerin önemli oranda rol oynadığı iddia edilmekte ve enfeksiyon insidansının dermatofitik etkenler için % 80, nondermatofitler için %12 ve Candida albicans için % 8 olduğu bildirilmektedir
10.
Oyeka ve ark11 çalışmalarında gönüllü 100 (67 erkek, 33 kadın) klinik şikayeti olmayan yetişkinde ayak parmak arası mantar florasını incelemişlerdir. Çalışma da klinik fizik muayenede 10 şüpheli hasta bulunmuştur. Pozitif kültür dağılımlarını mayalar için %27, nondermatofitler için %24 olarak tesbit etmişlerdir. Dermatofitlerden (%2) en sık Microsporum gypseum izole edilmiş. Rhizopus stolonifer ve Trichosporon cutanueum en sık gözlenen nondermatofit türü olmuştur. Bu çalışmada özellikle nondermatofit ve mayalar sağlıklı insan ayak parmak aralarında saklanan potansiyel patojen etkenler olarak vurgulanmışlardır.
Tseng ve ark14 çalışmalarında Fusarium'un neden olduğu tırnak enfeksiyonlarından bahsetmekte ve Fusarium enfeksiyonunun çok kısa zamanda tedavi edilmesi gerekliliğini vurgulamaktadırlar. Çünkü invitro ortamlarda çoğu antifungallara dirençli bir tür oluşu nondermatofit etkenler içerisinde önemini daha da artırmaktadır. Tosti ve ark15 nondermatofitik küflerin sebep olduğu onikomikoz vakaları ile ilgili farklı grup çalışmalarında prevelansı %1.45-17.6 olarak bulmuşlardır. Bu çalışmalarında 1548 tırnak bozukluğu olan hastadan oluşan çalışma gruplarında 431 mantar enfeksiyonu şüpheli hastada 59 vakada nondermatofitik küf bulmuşlardır. Bunların dağılımları ise; 17 hastada Scorulopsis brevicaulis, 26 hastada Fusarium spp., 9 hastada Acromonium spp. ve 7 hastada Aspergillus spp. şeklinde sıralanmıştır. Özellikle maya ve nondermatofit küflerin sadece sistemik hastalıklardan ve immünsüprese hastalarda olmadığını ve etkenlerin bir çok kombine farklı tedavilerde bile elimine edilemediklerini vurgulamaktadırlar. Bu kombine tedavilerde özellikle onikomikozlar da başarı oranlarını ise; S. brevicaulis için %62.2, Acremonium spp için %71.4, Fusariım spp için %40 olarak bulmuşlardır. Özellikle bu hastalarda sistemik tedaviden ziyade topikal tedaviyi önermektedirler. Mok WY ve ark16 1296 sağlıklı bireylerde el, ayak ve kafa derisinden alınan kazıntı örneklerini incelemişler ve %10 kültür pozitiflik bulmuşlardır. Bunların %85' inin maya grubu mantarlar olduğunu, kalan izolatların ise yine aynı çalışmada alınan toprak örneklerindeki üreyen küf mantarları ile büyük benzerlik gösterdiğini tespit etmişlerdir.
Ginnis ve ark17 ayak parmak aralarından alınan kazıntı örneklerinde mikroflora ile ilgili çalışmalarında 1291 küf ve 598 maya mantarı izole etmişlerdir. Hiç bir klinik şikayeti olmayan gönüllülerin ayak parmak arası kazıntılarında Torulopsis, candida, Mycelia sterilia, Rhodotorula rubra, Cryptococcus albidus, Aspergillus spp ve Penicillium spp türleri üretmişlerdir. Klinik şikayeti olmayan 5 vakada Cryptococcus neoformans, 7 vakada T. mentagrophytes ve bir vakada da T. rubrum üretilmiştir.
Midgley ve ark18 ise özellikle tırnak bozukluğu olan vakalarda yaptıkları çalışmada candida ve dermatofit türlerinin birbirlerine yakın oranlarda tırnak enfeksiyonlarından sorumlu olacağını fakat tırnak enfeksiyonlarında nondermatofitik etkenlerden Scopulariopsis spp, Acremonium spp ve Aspergillus spp türlerinin tırnak bozukluklarına neden olabileceği hatırlatılmaktadır.
Hilmioğlu ve ark19 İzmir Ege Üniversitesi'nde onikomikoz ön tanılı 716 hiç antifungal almamış hastadan alınan 830 tırnak kazıntı örneğini incelemişlerdir. Çalışmalarında küf onikomikozisinin oranını %12 (n:25) tesbit ederlerken dermatofitik enfeksiyonlarını %41, maya enfeksiyonlarını ise % 47 olarak bulmuşlardır. Nondermatofitik etkenlerin sıralamasınıda; Aspergillus niger7, Fusarium spp.6, Ulocladium spp.4, Acremonium spp.2, Steril miçel2, Alternaria spp.1, Aspergillus flavus1, Cladosporium spp.1 ve Scopulariopsis spp.1 şeklinde bulmuşlardır.
Hiçbir şikayeti olmayan bir grubu temsil eden bizim çalışmamızdaki ayak mantar florası kültür sonuçları incelendiğinde üç farklı grub için dağılımımız; dermatofitoz etkenleri %5.8, maya mantarları %5.8 ve nondermatofitler için ise %25.3 olduğu gözlemlenmiştir. Bu verileri diğer bu konuda yapılan çalışmaların verileri ile karşılaştırdığımızda dermatofitoz etkenlerinin %2-80, maya etkenlerinin %8-85 ve nondermatofit etkenlerinin de %12-41 oranlarında dağılım gösterdiği bizim dağılımımızın da bu rakamlar arasında olduğu tespit edildi. Ancak özellikle klinik şikayeti olmayan hastalarda nondermatofit etkenlerinin daha fazla oranlarda görülmesine rağmen bu küf mantarlarını çok sık laboratuvar kontaminantı olmasının yanlış tanılara sebep olacağının ve Fusarium gibi antifungallere çok dirençli türlerinde atlanması nedeniyle de çok ciddi klinik tablolara neden görülebileceğinin unutulmaması kanısındayız10,11,14-16,19.